|
ÜRÜN MALİYETLERİ BU KADAR YÜKSEK Mİ?
“Müşteri iki ay sonra geldiğinde
ürün fiyatının yükseldiğini görüyor. Üretici firmanın bu durumu değerlendirip,
müşterilerin alım gücüne göre yeni yöntemler geliştirmeleri gerekir
”
Çelikkartal
şirketinin beş ortağından biriyim. 2000 yılında mobilya sektörüne girdik,
2001 yılında da devalüasyon yaşandı. Belli bir yatırım yapmıştık bu
sektöre ama işler umduğumuz gibi gitmedi. Ve hâlen değişen bir şey yok.
İstikbal satış sonrası hizmetiyle, kalitesiyle, piyasada kendini kanıtlamış
bir markadır. Bu yüzden satışlarda her hangi bir problem olmuyor.
ZARARINA SATIŞ YAPIYORUZ
Fakat tüketiciler daha önceki yıllara göre alım gücünde zorlanıyorlar.
Eskiden her kampanyada ürünlere zam gelse bile satışlar devam ederdi.
Ama o devir kapandı. Hiçbir şey eskisi gibi değil. Şimdilerde ileriye
dönük tek düşüncemiz çarkımızı döndürebilmek. Kâr etmek gibi bir hedeften
uzak olduğumuzu söyleyebilirim. Neredeyse masraflarımızı karşılayabilmek
uğruna zararına satışlar yapmak durumundayız. Bizde her şey faturalı
olduğu için, -ister kazanın ister kazanmayın- mutlaka vergi vermek zorundasınız.
Vergilerde hayli ağır. Diyeceksinizki memnun musunuz? Asla değilim.
Ama sonuçta bu ekmek davasıdır. Nereden bakarsanız bakın buradan aşağı
yukarı on-onbeş kişi ekmek yiyor; bu insanların masrafları çıksın istiyoruz.
Satışta da sorunlar olmuyor değil. Müşteri memnuniyeti çok farklı bir
şeydir. Müşteriyi memnun etmek için her türlü fedakarlığı yapıyoruz.
Buna mukabil piyasada isim yapmış diğer markalarla aramızda bir rekabet
oluşuyor. Müşteri artık eskisi gibi değil. Esnaflıkta bir deyim vardır:
"Bağdaş bağdaş üstüne atıp da, eli ensesinde müşteri ister alsın
ister almasın". Artık böyle bir tavır yok en iyi alternatifleri,
en iyi müşteri hizmetini sunan kazanıyor. Müşteri memnuniyetini oluşturduğunuz
sürece siz kazanıyorsunuz.
KİMSE ÖNÜNÜ GÖREMİYOR
Şu sıralarda en büyük sıkıntımız savaştır. Devalüasyon bile savaş kadar
etkilememişti bizi. Neticede devalüasyonun bir düzeyi vardı. Bizim vadeli
satışlarımız var. Müşteriler iki-üç taksit ödedikten sonra bize gelip
işten çıkarıldıklarını, kendilerini bir süre idare etmemizi istiyorlar.
Bu gibi durumlarla çok sık karşılaşmaya başladık. Müşteriler özellikle:
“Giderlerimiz çok fazla, buna karşın eve giren para çok az.” diyorlar.
Kartlı satışlar yapıyoruz. Buna rağmen ödeme güçlüğü yaşanıyor. Tabii
ki biz müşterilerimizi idare etmeye çalışıyoruz. Çok bunalmış olmasına
karşın halkımız yine de çok sabırlı. İşlerimizin durgunluğunu savaşa
bağlıyorum. Dolayısıyla hiç kimse önünü göremiyor, cebinde bir miktar
parası olan da zorunlu harcamaların dışında bir masrafa girmiyor. İnsanlar
bu belirsizliğe tepkililer. Belli bir istikrar istiyorlar. Şirket olarak
biz bile sarsılıyoruz. Elektriğinden tutun da, suyuna, vergisine kadar
her masraf normalin üzerinde seyrediyor. Şirketi ayakta tutabilmek için
kendi imkanlarımızdan kısıtlama yapmak zorunda kalıyoruz.
Hükümetin esnafın sorunlarına bir çare bulması gerekiyor. İstikbalin
ürünlerini herkesin edinebilmesini arzu ediyorum ama ürünlerin fiyatları
insanların alım gücünü aşıyor. Satış olması için ürün fiyatlarının ekonomik
olması gerekiyor. Maliyetler gerçekten bu kadar yüksek mi bilmiyorum.
İstikbal üç-dört aydır belli bir sabit KDV indirimi uyguluyor. Ama bunlar
bence yeterli değil. Çünkü insanların zaten alım gücü belli. Eğer maliyetler
Dolar’a bağlıysa, neden Dolar düştüğü zaman ürünlere yansımıyor da Dolar
çıktığı zaman yansıyor? Bu da insanların kafasında farklı düşüncelere
yol açıyor. Müşteri iki ay sonra geldiğinde ürün fiyatının yükseldiğini
görüyor. Üretici firmanın bu durumu değerlendirip, müşterinin alım gücüne
göre yeni yöntemler geliştirmeleri gerekir.
|