»  Kırlıoğlu Mobilya San. ve Tic. Ltd. Şti. Hüseyin Avni Uysal


BAYİLER FABRİKANIN AYNASIDIR

“Türkiye nasıl sürdürüyorsa biz de südüreceğiz pes etmek yok, anlık olumluluklardan ya da olumsuzluklardan çok fazla etkilenmemeye çalışarak, bedelini neyse ödeyerek önümüze bakacağız.”

Ev tekstili ve mobilya bizim aile mesleğimiz. Yirmi beş yıldır bu işle uğraşıyoruz, Acıbadem'de ev tekstili ve mefruşat üzerine iki mağazamız daha var. Üç yıldır da İstikbal’in bayisiyiz. 2000 yılındaki krizden bu yana, hiçbir şey eskisi gibi değil. Piyasa kötü diyeceğiz ama kötü de bir istikrar yok. En kötü ne olurla, en iyi ne olurun arasında büyük bir belirsizlik var. Dengesizliğin sebebi de ekonomideki belirsizlik, insanların alım gücünün düşmesi, maaşlarda bir artış olmaması dolayısı ile tüketim alışkanlarınlarının değişmesine bağlı olarak talepte bir daralma var. Taleplerdeki bu varolan daralmaya karşılık benim beklentim, umudum, yine piyasada iyi olan ya da güçlü olan kalacak. Ürün yelpazesi geniş olan, ürün teşhirinde iyi olan, satış şartlarında iyi olan piyasada kalacak ve varlığını sürdürecek.

ANORMAL İSTİKRARSIZLIKLAR
Şu an piyasadaki olumlu ya da olumsuz bir işaret aynı sonucu vermiyor, dolayısıyıla istikrarlı bir tablo yok. Belli üst gelir grubunda bile rahat alışveriş yapma kavramı ortadan kalktı. Bizim İstikbal bayisi olarak hitap ettiğimiz kesim, hem zevk olarak hem de bütçe olarak, orta gelir grubudur. Bu grubun gelirlerinde belli bir artış olmadı. Buna bağlı olarak daha seçici, daha temkinli alışveriş söz konusu. Ödeme tablosunda karar vermede zorluk va. Piyasalardaki rekabetin getirdiği fiyatlarda anormal istikrarsızlıklar yaşanıyor. İstikrarsızlıktan dolayı piyasada sıkışan, hem perakende hem de toptan bazda, problemleri olan firmalar sözkonusu. Bu bağlamda sürekli piyasayı takip edenler için, değerinin altında ürün alabilme ihtimali her zaman var. Bu da gittikçe daha fazla pazarlığı, yarışı ve rekabeti tetikliyor. Özellikle peşin para vererek alışveriş yapmak isteyen müşteri için her zaman -iyi araştırırsa- zararına bile satış yapabilecek bir mağaza bulabilme imkanı var. Piyasanın darlığına bağlı olarak hiç satmamaktansa, daha az satma teşebbüsü gerçekleşir bu birinci şık; iyi niyet sebebinden de kaynaklanıyor olabilir. İkinci bir şık isehep benim olsun hiç kimse satamasındır! Kimisi de öyle düşünebilir kaldıki böyle müesseseler de var. Yani hırsla saldıran, ya da alım gücünü kullanarak farklı alternatiflerle çok satma girişimi var. Nihayetinde hepimiz insanız, insan faktörünün girdiği her yerde problem olabiliyor. Kimi hırslıdır yapar, kimi maddi manevi tatmin için, kimi ihtiyacı olduğu için yapar. Bu hiçbir zaman eksik olmaz, işlerin en iyi olduğu normal zamanlarda da böyledir. Ama şu anda piyasanın durgunluğu sebebiyle böyle durumlarda bir artış söz konusu. Öyle bir durumki belli bir malın fiyatını düşürerek, ya da zararına mal satarak yem olarak müşteriyi çekme olayı var. "Bizim müşterimiz" kavramı gittikçe azalıyor, fiyatınız hizmetiniz doğruysa siz ona müşterimiz diyebilirsiniz. Yıllar yılı bugün koltuk, yarın yatak odası, öbür gün perde ihtiyaç olduğu müddetçe verilirdi. Ama şu anda siz her zaman, her noktada iyi olmak zorundasınız. Bunuda her an sağlayabilmeniz mümkün değil. Yani sürekli en ucuz olamazsınız sürekli en ucuz olamayacağınıza göre en "benim müşterim" dediğiniz müşteriyi bile kaybetme riskiniz var.

EKONOMİK ÜRÜNLERE YÖNELMELİ
En oturmuş müessese bile için bu söz konusu, artık sürekli en iyi hizmet vermek zorundasınız, olabildiğince ucuz olmak zorundasınız . İlave yükleri taşımak zorundasınız. Diyelimki bir yatak sattınız, müşteri dedi ki: "Benim eski yatağımı babamın evin bırakıver." gibi ekstradan yaptığımız işin çerçevesinde olmayan ilave hizmetler vermek durumundasınız. Üretici firma, piyasa şartlarını kendileri de birebir görüyorlar, çünkü bayiler olarak bizler onların aynasıyız. Ürün yelpazesini ve fiyat politikasını değerlendiriken, piyasa şartlarına daha uygun daha ekonomik ama kaliteden ödün vermeden, bazı yapılabilecek olası değişikliklerle, ekonomik ürünlere yönelmeli. İlave olarak reklam desteği, piyasada bu olumsuz rekabeti engelleyici yaptırımları neyse bunları -tabii ben tarif edemem- ama olabildiğince frenleyici şeyler gerçekleşmeli. Ek olarak işletmelerin şu anda kârlılıklarının artabilmesi için, ya da kâra geçebilmeleri için iskonto oranları ya da zaman zaman olumsuz dönemelerde, farklı şekillerde alım şartlarını iskonto ya da kâr oranlarını revize ederek ara dönemlerde desteklenebilir. Tabii ki bunlar çok inişli çıkışlı olmamalı ama ara dönemlerde, piyasanın şartlarına göre destek olunmalı diye düşünüyorum.

PES ETMEK YOK
Çünkü biz her şeyimizle organik bir bağ içerisindeyiz, biz burada her şeyimizi üretici firmaya göre endekslemişiz. Yatırımımızı ona göre yapmışız, bizim daha çok esneme, piyasa araştırma, değişebilme ve dönebilme şansımız yok. Bizim bayi olarak yapabileceklerimiz daha sınırlı, hizmetleri daha iyi yapmak, mağazayı temiz tutmak, ürüne uygun, göze çarpıcı bir dekorasyonu sahip olmak gibi. Tamam bunlar baki ama sadece bunlarla bizim değiştirebileceğimiz fazla bir şey olmadığına göre, üretici firma genel manada tüketici taleplerini kendine doğru yönlendirici gayretleri daha artırmalı. Sonuçta eminimki gayret ediyorlardır, yetmiyorsa demek ki daha farklı şeylere ihtiyaç vardır. Gayretimizi kesmeden var olan ortamda direncimiz kırılmadan, doğru bildiğimiz mücadelemizi biz de sürdüreceğiz, üretici firma da sürdürecek. Türkiye nasıl sürdürüyorsa biz de sürdüreceğiz pes etmek yok, anlık olumluluklardan ya da olumsuzluklardan çok fazla etkilenmemeye çalışarak, bedeli neyse ödeyerek önümüze bakacağız, umutlu olacağız başka çaresi yok.
 

 

 » Ana Sayfa